24 Mart 2015 Salı

kavruklaşan samimiyet

Survivor'ı izliyorum, gözlerim telefonda, instagrama bakıyorum.
Kerimcan Kamal fotoğrafımı repost etmiş. Allahım bir sevinç bir sevinç.
Bu arada seda elendi.
Melikeye yazıyorum bir yandan. O izleyemiyor çünkü şu anda hastanede refakatçi.
Kerimcan Kamal'ın biyografisini okuyorum bir yandan. Melikeye "sen de oku."diyorum.
Seda hiç susmuyor, ne çok konuşuyor. 
Sosyal medya kıskaca almış beni resmen. 
Bir yandan twitter da duygu neler yazmış diye bakıyorum.
Seda hala konuşuyor.
Artık dikkatimi tek bir olaya verdiğimde kendimi boş hissediyorum. Bir yandan şuna da bakayım, bütün tweetleri okumalıyım, ay bunlar yeni fotolar, facebook benim sadık yarim. Çok ekranlar döneminde yaşıyoruz. 
Manzara seyredemez, iki muhabbetin belini kıramaz olduk. 
Önce check in yapılıyor, bir tur fotoğraf çekiliyor. Yemekler geldi hoop bir tur daha fotoğraf.
Bu arada ütopya başladı. Bunu hiç anlamıyorum. İlişkiler karmaşık, Koca bir boşluk bence bu program. Konuyu dağıtmak gibi olamasın da ben ütopya okumayı çok severim. özellikle anti-ütopyalar. 
İlk okuduğum ütopya Güneş Ülkesiydi. Bir arada bunu yazmalıyım.

Eee,ne diyorduk. Evet ekranlar, en az 3 ekran var hayatımda. Yaşayamaz oldum. Sosyal medya bağımlısı bir halim var. Psikoloğa gitsem teşhis kesin. 

Ütopyada gene anlamadığım olaylar dönüyor. 

Ben uyuyayım artık. (uyumadı)


Sevgiyle


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder